English Kurdî     
24 saat boyunca Acil Destek Hatlarımızdan bize ulaşabilirsiniz 0 530 664 44 10 - 0 506 752 52 88... ||
 
  Ana Sayfa
  Kurumsal
  Çalışmalarımız
  Projelerimiz
  Yayınlarımız
  Ödüllerimiz
  Basında KAMER
  Önemli Belgeler
  Gündem
  Fotoğraf Galerisi
  KAMER Merkezleri
  Destek Verenler
  Üretmek Yaşamaktır
  Duyurular
  İstatistikler
  Faydalı Linkler
  İletişim
 
    buradasınız .. Ana sayfa / Kurumsal

Kurumsal


1993-95 yıllarında, şiddetin dorukta olduğu dönemlerde, oluştu KAMER fikri. 1997'de yasal olarak kuruldu ve sonraki yıllarda da çoğalarak büyüdü, güçlendi KAMER. Halen Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun 23 ilinde devam eden çalışmalarımızı ilçelere, köylere, varoş mahallelere yaymaya çalışıyoruz. Onbinlerce kadın olduk. Bir zamanlar feminist olduğumuzu fısıldarken, şimdi haykırıyoruz.

Biz en zor olandan başladık. Yalnızlaşmayı, dışlanmayı, aşağılanmayı göze ala ala. Pek çoğumuzun şiddeti ilk fark edişi gözaltından, sokaktan başlasa da, şiddetin farklı uygulanış biçimleri arasındaki bağı gördük ve ev içi şiddetin başlangıç yeri olduğunu kabul ettik.

Cinsiyetçiliği sorgulamak için, tüm aidiyetlerimizden bağımsız bir alanda yer edinmeye çalışırken, bireysel farkındalıklar yaşamaya başladık. Kendi şiddetimizi, kendi ayrımcılığımızı, nasıl ezilip, nasıl ezdiğimizi sorguladık.

Hiyerarşinin, ayrımcılığın, şiddetin olmadığı, paylaşım ve dayanışmanın, şeffaflığın, katılımcılığın, haktan ve haklıdan yana olmanın esas olduğu bir dünya için feminizmin vazgeçilmez olduğunu biliyoruz.

Kadınların şiddetten kurtulmak için geliştirdikleri yöntemlerin yeni bir dünyayı mümkün kılacağına inanıyoruz...

 




Feminizm Nedir Aslinda? ... amargi Güz 2009
"... Sonra anladım ki ne o küçülmüş ne de ben büyümüşüm. Feminizm, her şeyi gerçek boyutlarında görmemi sağlamış."

devamı için tıklayınız
KAMER'in Feminizmi
KAMER’in kadının insan hakları için yürütmekte olduğu çalışmaları en anlaşılır biçimde anlatabilmek için; ne iş yapıyoruz, nerelerde çalışıyoruz, kaç kadın şiddet yaşıyor, kaçına destek olduk, namus adına işlenen cinayetler konusunda neler yaptık, gibi alışılmış sorulara yanıt olacak dilin ötesinde bir dil kullanmak gerektiğini fark ettik.
devamı için tıklayınız
Nasıl Başladık
"1984 yılından bu yana Türkiye'nin her yerinde özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde her gün onlarca saldırı, gözaltı, işkence ve ölüm sıradan haberler arasına girdi. Binlerce insan şiddetin doğrudan yada dolaylı mağduru oldu. Biz içinde yaşadığımız bu gerçeği düşünüp, sorular sormaya başladık. Başka bir insanı kolayca öldüren, döven, asan, kesen, tecavüz eden bu insanlar kimlerdi? Nasıl yetiştirilmişlerdi? şiddetin en fazla sıradanlaştığı, normalleştiği süreç nereden ve nasıl başlıyordu?

Şiddetin normalleştiği yer evlerdi..."

devamı için tıklayınız
KAMER'in Yapısı
devamı için tıklayınız
KAMER'in Ekonomik Politikası
devamı için tıklayınız
  Yazdır         Arkadaşına Gönder         Yorum Yaz    


     Yorumlar
seval bilgin (25.03.2009)

Türkiye’nin gerçeği bu işte. Kendi isteği dışında kalan bir kadının katledilmesi. Suçlunun değil, kurbanın cezalırılması. Olay sadece Türk Medeni Kanunu’nda yapılan bir takım değişikliklerle düzelmiyor. Değiştiremediğimiz gerçekler var maalesef. Zihiniyetten "zihniyet"e ve "zihniyetsiz"likten zihniyetsizliğe göre bin bir yoruma büründürülen durum (diyelim).. Kimine göre bekaretini kaybetmiş kızın bir hayat kadınından farkı yoktur. Çünkü zihniyeti budur; her sevgilim bir kere versin ama eşim bakire olsun oysa erkek kişisi bunu yaşadığı ilk seferinde; ooo milli oldun demek kardeşim, yürrüüü be kim tutar seni beline kuvvet aslanııımm diye, övgü üzerine övgü aladursun, hatun kişisi için durum en beter haline sokulur; bu kız sana verdiyse herkese verir oğlum.. salla bunu sen, bırak kurtul bekaret nerede? iki bacak arası? beyin? irade? ahlak? bekaret sadece içimizde.. insan kendi içini, yüreğini, ruhunu kirletmedikten sonra hâlâ bakirdir zaten. tabii ki özel olmalı, özel yaşanmalı.. ama bunu yıllardır kadınların "tek" lekesiymiş gibi göstermek hangi zihniyete sığar acaba? hatta buna zihniyet denilebilir mi? Dilediğini yaşasın erkek kısmısı. alsınlar, yesinler, doysunlar, doymasınlar, azsınlar, kudursunlar.. işleri bitince de " işe yaramaz " damgasını yapıştırsınlar. Yaşarken seslerini çıkarmazlar. ama iş evlenmeye döndüğü zaman " karımın bekaretini ben bozmalıyım" damarı kabarır da kabarır. kendileri yaşadıkça daha bir "erkek" olurlar. çevrelerinde pohpohlanırlar. ilgi görürler. destek görürler. Kadın yaşadı mı, bir hayat kadınından farksız görülmez işte.. ki hayat kadınları kadar değerli bile görülmezler. Beyinler örümcek kapladığı sürece, zihniyetler körleştiği, ahlak ve namus iki bacak arasına bağlığı sürece kadın bu toplumda "bekaret" yüzünden itilmeye, hor görülmeye, kötü karşılanmaya mahkum. istediğini yaşadığı için ya da yaşamak istediğini seçtiği için, kendi seçimleri ve kendi özgür iradesinin isteği için yaşadıklarından sorumlu tutulmaya mahkum. ahlak kavramını bilmeyen, bunu iki bacak arasına yükleyen, kadını et parçası gibi görüp, alacağını alıp, postalayıp, evlenirken de "bakire" olmasını isteyen sözüm ona erkek sürü sürü volta atarken orda burda, kadın kadınlığını zaten yaşayamaz ki.. erkekler her şeyi yapabilir ama. her şey onların hakkı, her şey onlara mübah.
melek tekgöz (20.01.2009)

Çalışmalarınızdan ve kadınlara yönelik tüm desteklerinizden dolayı sizlere çok teşekkür eder başarılarınızın devamını dilerm...
ezgi (12.12.2008)

mrb bence kamer harika bişey insanın kendini kesfetmesi yeniden var edebilmesinde farkındalık yaratmak için yaptığı çalışmalardan dolayı kamer vakfına bingol kamer gönüllüsü olarak canı gönülden tsk. ezgi




Bu sayfa 02.04.2010 10:53:28 tarihinde güncellendi, 8203 kişi tarafından ziyaret edildi