2015 Anne Klein Ödülü Nebahat Akkoç'a

Güncel

2015 Anne Klein Ödülü Nebahat Akkoç'a

shadow

 

2015 Anne-Klein Kadın Ödülü Nebahat Akkoç’a

 

2015 yılı Anne-Klein Kadın Ödülü devlet şiddeti ve aile içi şiddete etkin direnişi nedeniyle, insan hakları ve kadın hakları savunucusu Nebahat Akkoç’a verildi.

 

Heinrich Böll Stiftung Derneği 2015 yılı Anne-Klein Kadın Ödülü’nü devlet şiddeti ve aile içi şiddete etkin direnişi nedeniyle, insan hakları ve kadın hakları savunucusu Nebahat Akkoç’a verildi. 

Dernek her yıl bu ödülle cinsiyetlerarası demokrasinin gerçekleşmesi için olağanüstü bir performans gösteren kadınları destekliyor.

Anne Klein- Kadın Ödülü Heinrich Böll Stiftung Derneği'nin Anna Klein adına verdiği bir ödül.

 

Klein mücadeleci bir hukukçu ve lezbiyenliğini açıkça sahiplenen bir politikacı, feminist çalışmaların öncüsü, Berlin eyaletinin ilk kadın senatörü.

 

Akkoç’a ödül vermesinde oybirliği yapan jüride  Barbara Unmüßig (Heinrich-Böll Stiftung Eş Başkanı, Jüri Başkanı), Renate Künast, (Birlik90/Yeşiller, Milletvekili), Prof. Dr. Michaele Schreyer    ( Almanya’nın Avrupa Hareketi İletişim Ağı Başkan Yardımcısı), Jutta Wagner(Avukat, Alman Kadın Hukukçular Birliği Eski Başkanı) ve Thomas Herrendorf (İç mimar) yer aldı.

 

Jürinin Akkoç’a ödülü vermelerinin gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:

 

"Ermeni, Alevi, Kürt ve Diyarbakırlı Nebahat Akkoç övgüye değer ve cesur bir insan hakları ve kadın hakları savunucusu. Akkoç'un bu işe gönül vermesinin nedeni kendi yaşadığı şiddet.

 

"Eskiden olduğu gibi bugün de tehditler alan Nebahat Akkoç, şiddete korkusuzca karşı koyuyor, cinsiyetçi şiddeti ve her türden eşitsizliği kabullenmeye itiraz ediyor. Akkoç bu yönüyle sadece Güneydoğu değil bütün Türkiye’deki kadınları cesaretlendiriyor.”

 

“Kadın hakları konusunda öncü role sahip”

 

Jüri’nin gerekçesinde ayrıca Akkoç’un yaşamından ve mücadelesinden kesitlere de yer verildi. Akkoç’un yaygın kanının aksine aile içi şiddet, devlet eliyle uygulanan baskı karşısında siyasi tartışmalarda daha az önemli olduğunu görmediği belirtildi.

 

“Akkoç, kadın hakları ve aile içi şiddet konusunda Türkiye’de ve Türkiye’nin Kürt bölgelerinde öncü bir role sahip. Yola beraber çıktığı arkadaşlarıyla beraber doksanlı yılların ortasından itibaren aile içi şiddeti gündeme taşıyıp kadınlara destek oldu. Günümüzde, Türkiye’de aile içi şiddetin gördüğü hoşgörü ve kabulün doksanlı yıllardakinden çok daha düşük olması, büyük oranda onun çalışmaları sayesinde gerçekleşti.”

 

Akkoç’un şiddetten doğrudan etkilendiğini, eşinin öldürülüp kendisinin tutuklandığı ve işkence gördüğünün belirtildiği açıklamada devletin şiddetine gösterdiği direnişe de yer verildi:

 

“İlk kez bir Türkiyeli kadın olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) işkence nedeniyle Türkiye’ye dava açtı. Türkiye hükümeti AİHM tarafından suçlu bulundu ve uyguladığı şiddet nedeniyle Nebahat Akkoç’a tazminat ödemeye mahkum edildi.”

 

Akkoç’un kurucusu olduğu KAMER de jürinin ödül verme gerekçesinde önemli bir yer kapladı.

 

“Nebahat Akkoç, kadın haklarının savunulması söz konusu olduğunda tabu tanımıyor. Nitekim her ‘namus’ cinayetinin ardından kalkan cenazelerde büyük gösteri yürüyüşleri düzenliyor. Cenazede tabutu mezarlığa KAMER’li kadınlar taşıyor; bu, geleneksel olarak sadece erkeklere tanınan bir hak.” 

 

Nebahat Akkoç kimdir?

 

1955 yılında babasının memuriyet görevi nedeniyle Türkiye’nin doğusundaki Bingöl İlinin Karlıova ilçesinde doğdu. Sekiz kardeşin üçüncü büyük çocuğu olarak kalabalık bir aile içinde büyüdü.

 

İlkokul eğitimini Diyarbakır’ın Hazro ve Silvan ilçelerinde tamamladı.

 

İlkokuldan sonraki eğitim hayatına “ Mardin Yatılı Kız İlk öğretmen Okulu”nda başladı.

 

1970 yılında Doğu Batı Kaynaşması adıyla geliştirilen bir uygulama nedeniyle Mardin’de başladığı öğretmenlik eğitimini “Manisa Yatılı Kız İlk Öğretmen Okulunda tamamladı.  

 

Öğretmenlik yaparken Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde ön lisans tamamladı.

 

18 yaşında evlendi. Biri kız biri erkek iki çocuk sahibi oldu.

 

22 yıl boyunca Diyarbakır’ın köy, ilçe ve merkezindeki çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı.

 

Toplumsal muhalefet içindeki yerini almaya 1980 yılından önce faaliyet gösteren TÖB-DER ( Türkiye Öğretmenler Birliği Derneği ) ile başladı.

 

1980 yılındaki askeri darbe sonucunda,  tüm sivil toplum örgütlerinin kapatılması ve pek çok insanın tutuklanarak cezaevine konması hayatının dönüm noktası oldu.

 

Diyarbakır Cezaevinde tutuklu bulunan eşini ziyarete gittikçe, cezaevine gelen okuma yazma ve Türkçe bilmeyen kadınlara destek olmaya çalıştı. Kadınlar ile sohbet ettikçe hem ailede yaşanan özel şiddetin hem de siyasal şiddetin kadınları derinden etkilediğini fark etti.

 

1990 yılında Diyarbakır’da bir şubesi açılan EĞİTİM-SEN’in ( Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası) Şube Başkanlığını yürüttü.1993 yılına kadar süren başkanlığı döneminde eğitim adına hiçbir faaliyet yürütemedi. Çünkü çatışmalar kızışmıştı. Öğretmenler faili meçhul cinayetlerde öldürülüyorlardı. Yaşanan bu vahşet ile ilgili açıklamalar yaptığı için adli ve idari soruşturmalar geçirdi.

 

1993 yılında öğretmen olan kocası da evinden okuluna giderken uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

 

Kocasının ölümünden sonra insan hakları alanında daha aktif çalışabilmek için emekliye ayrıldı.

 

İnsan Hakları Derneği Genel Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmaya başlandı. Bu görevi sırasında İHD’nin Bölge Temsilcisi olarak çalıştı.

 

Kısa bir siyasi parti deneyimi oldu. 1994 yılında dört aylık bir süre için DEP (Demokratik Halk Partisi) parti meclisinde yedek üye olarak yer aldı.

 

Şubat 1994 tarihinde 12 gün süren bir gözaltı yaşadı. Bu gözaltı sırasında kadın olarak özel işkence yöntemlerine maruz kaldı. Kadın çalışması yapmaya bu süreç içinde karar verdiğini belirtir.

 

1994 -1997 yılları arasında 15 kere gözaltına alındı ve ağır işkencelere maruz kaldı.

 

Bu arada hem düşünce özgürlüğü kısıtlandığı için, hem kocasının öldürülmesi ve hem de yaşadığı gözaltı ve işkenceler için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine davalar açtı. Birleştirilen tüm davalarını 1999 yılı sonunda kazandı.

 

‘Akkoç Davası’ olarak anılan bu davanın özelliği hem Türkiye’den yapılan ilk AHİM başvurusu olmadı hem de iç hukuk yolları tüketilmeden AİHM tarafından kabul edilen iki davadan biri olmasıdır.

 

1996 yılında evinin bir odasını büro haline getirerek kadın çalışmaları yapmaya başladı. Ağustos 1997 de KAMER’i kurdu. Başlangıçta bir şirket olarak kurulan KAMER çalışmalarını yaygınlaştırabilmek için 2005 yılında KAMER Vakfı olarak yeniden yapılandırıldı.

 

KAMER’ deki arkadaşlarıyla birlikte Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerinin 23 ilinde kadının insan hakları konusunda çalışacak merkezler kurdu.

 

2005 yılından bu yana “Her Kadın İçin Bir Fırsat” adlı bir program yürütüyor. Bu program acılığıyla tüm il, ilçe ve köylerde kadınlar için şiddetten kurtulmak, geleneksel statülerini fark edip değiştirmek için birer fırsat yaratılması planlanıyor.

 

Ödülleri

 

Akkoç, Time Dergisi'nin 2003 yılında başlattığı ve ilk yılında 36 kişiye verdiği "Ortadoğu ve Avrupa'nın Kahramanları" ödülünü aldı.

 

2004 Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) Ginetta Sagan ödülünü ve aynı yıl, Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı'nın topluma hizmet dalında verdiği "Evrensel Kardeşlikten Dünya Barışına Çağrı Ödülü"nü aldı.

 

2005'te Fransa'nın Ankara Büyükelçiliği tarafından Legion d'honneur ile onurlandırıldı. (BK)

 

 

http://www.bianet.org/bianet/kadin/160655-2015-anne-klein-kadin-odulu-nebahat-akkoc-a

 

 

Ödül 06.03.2015 tarihinde Berlin'de bir törenle verildi.

 

Ödül töreni konuşması için tıklayınız..https://www.youtube.com/watch?v=8SwrnXGOksM