|
|
|

|
|
2009 Dünya Barış Günü Bildirisi
Onbinlerce ölümün yaşandığı, binlerce kadının babasını, kocasını, yavuklusunu, evladını kaybettiği bir bölgede yaklaşık on üç yıldır şiddetsizlik kültürü yaratabilmek için çalışıyoruz. Erkeğin kadına, insanın doğaya, bir etnik grubun veya inancın diğerine hükmetmediği bir dünyanın temellerini atıyoruz.
Barışın tabandan başlayarak ilmik ilmik dokunması gerektiğini biliyoruz.
Savaştan barış doğmayacağını, silahlarla barışa yürünmeyeceğini, aslolanın yaşamak ve yaşatmak olduğunu biliyoruz.
İnsanları, hayvanları, bitkileri yok olmuş, ırmakları kurumuş bir vatanın hiç kimse için bir fayda getirmeyeceğini biliyoruz.
Kavga edilen dil ile barış sağlanmayacağını biliyoruz.
Ancak “barış”a hiç bu kadar yakın olmamıştık. Şimdi barış zamanıdır. Klişelere takılmadan konuşma zamanıdır. Açıklık ve samimiyetle önce niyetlerin açıklanması gerekmektedir. Barış mı? Savaş mı? Niyetlerimiz bir olduktan sonra geçmişle yüzleşip barışa giden yolu hep birlikte buluruz.
Biz önce kendimizle barışmayı öğrendik. Kendimizle yüzleştik, kendi iç çatışmalarımızı keşfe koyulduk. Korktuk, ağladık, dağıldık ama önce kendimizle barıştık.
Şiddeti, hiyeraraşiyi, ayrımcılığı reddederek güçlendik. Dünya bu kadar bölünmüşken, dilimiz, dinimiz, rengimiz ne olursa olsun biz kadınlar bir araya gelmeyi becerdik. Yarattığımız bağımsız alanda barışın dilini yaratmaya çalışıyoruz. Savaşların, darbelerin, faili meçhullerin, işgencelerin bir daha yaşanmayacağı bir Türkiye için sesimizi duyun!
***
1993-95 yıllarında, şiddetin dorukta olduğu dönemlerde, oluştu KAMER fikri. 1997'de yasal olarak kuruldu ve sonraki yıllarda da çoğalarak büyüdü, güçlendi KAMER. Halen Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun 23 ilinde devam eden çalışmalarımızı ilçelere, köylere, varoş mahallelere yaymaya çalışıyoruz. Onbinlerce kadın olduk. Bir zamanlar feminist olduğumuzu fısıldarken, şimdi haykırıyoruz.
Biz en zor olandan başladık. Yalnızlaşmayı, dışlanmayı, aşağılanmayı göze ala ala. Pek çoğumuzun şiddeti ilk fark edişi gözaltından, sokaktan başlasa da, şiddetin farklı uygulanış biçimleri arasındaki bağı gördük ve ev içi şiddetin başlangıç yeri olduğunu kabul ettik.
Cinsiyetçiliği sorgulamak için, tüm aidiyetlerimizden bağımsız bir alanda yer edinmeye çalışırken, bireysel farkındalıklar yaşamaya başladık. Kendi şiddetimizi, kendi ayrımcılığımızı, nasıl ezilip, nasıl ezdiğimizi sorguladık.
Hiyerarşinin, ayrımcılığın, şiddetin olmadığı, paylaşım ve dayanışmanın, şeffaflığın, katılımcılığın, haktan ve haklıdan yana olmanın esas olduğu bir dünya için feminizmin vazgeçilmez olduğunu biliyoruz.
Kadınların şiddetten kurtulmak için geliştirdikleri yöntemlerin yeni bir dünyayı mümkün kılacağına inanıyoruz...
devamı için tıklayınız |
|
|
|
|
|
|
Kadın Hakları Kağıt Üzerinde KalmamalıAB İlerleme Raporunda kadının siyasette temsili ve iş gücüne katılımında ilerleme sağlanamadığa vurgu yapıldı. Aile içi şiddet, "namus cinayetleri", erken evlilikler süren ciddi problemlerken acilen sığınakların çoğaltılması isteniyor.
|
|
|
Kadın Hakları Kağıt Üzerinde KalmamalıAB İlerleme Raporunda kadının siyasette temsili ve iş gücüne katılımında ilerleme sağlanamadığa vurgu yapıldı. Aile içi şiddet, "namus cinayetleri", erken evlilikler süren ciddi problemlerken acilen sığınakların çoğaltılması isteniyor.
Avrupa Komisyonu Türkiye 2009 İlerleme Raporu açıklandıhttp://ec.europa.eu/enlargement/press_corner/key-documents/reports_oct_2009_en.htm
"Bu ses kulak verin"HAKKARİ - Hakkari Üniversitesi tarafından düzenlenen ‘Kürt Kadın Kongresi’nde kadınların yaşadığı cinsel istismarlarla ilgili çarpıcı açıklamalar yapıldı. KAMER (Kadın Merkezi) Başkanı Nebahat Akkoç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da her dört evden birinde kadın ya da kızların ensest ilişkiyle cinsel istismara maruz kaldığını söyledi. Akkoç, “Bize başvuran yaklaşık 50 bin kadının yüzde 25'i aile içinde ensest ilişkiye maruz kalıyor. Bunun bir tabu olarak kabul edilmesinden dolayı şimdiye kadar bu dillendirilmedi” dedi.
"Barışın dili yürekten gelir"İsmet Berkan’ın moderatörlüğünü yaptığı ‘Radikal Sohbetler’de Hakkâri Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Dilek Yeşilbaş veKAMER Başkanı Nebahat Akkoç deneyimlerini anlattı.
KAMER Başkanı Akkoç: Önce bu şiddet dili bozulmalı. Önyargıları bir tarafa bırakıp kalbimizden gelen sesi dinlememiz gerekiyor. Ezber bozan dil, İçişleri Bakanı Atalay'ın diliydi. Başbakan Erdoğan'ın da dili bir süre bu şekildeydi.
Atalay: Ortak akla ve vicdana hitap etmeliyizİçişleri Bakanı Beşir Atalay, 'demokratik açılım' çalışmaları sürecinde her türlü yaklaşımın, görüşün konuşulduğunu ifade ederek, ''İşimiz, ortak aklı aramak, oluşturmak" dedi.
20 sivil toplum kuruluşundan 41 temsilci ile Rixos Otel'de yemekte bir araya gelen Atalay, 5 saat süren toplantı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, 'demokratik açılım' çalışmalarıyla ilgili Türkiye'nin değişik yerlerinden gelen, ''üzerinde tartışılan konulara kafa yoran, ilgilenen'' sivil toplum kuruluşlarının temsilcisiyle görüştüklerini belirtti.
''Biliyorsunuz açık toplum biraz da örgütlü toplumdur'' diyen Atalay, yemeğe, sürece katkı vereceğine inanılan sivil toplum kuruluşlarının davet edildiğini söyledi.
T.C. Başbakanlık "Töre ve Namus Cinayetleri Raporu" açıklandıT.C. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'nın KAMER raporlarını da değerlendirerek hazırladığı "Töre ve Namus Cinayetleri Raporu" açıklandı.
|
|
|
|
|
|
Destek Verenler |
|
|
|
|
|